11 Nisan 2013 Perşembe

Yazmak için entelektüel olmak gerekmez!

Son yılların edebiyat okuyucusu tarafından kabul gören yazarlarından İhsan Oktay Anar Türkiye’de yazarlığın gereğinden fazla önemsendiğini ve yazmak için entelektüel olmak gerekmediğini söylüyor.

Yazarlık nedir ve yaratıcı yazarlık, roman yazarlığı nedir?
Arşivi karıştırmak her zaman keyif vermiştir bana. Sanki gizli bir hazine avı gibidir, ne zaman karşınıza ne çıkacağı bilinmez. Yine böyle anlardan birinde “E” dergisinde Adnan Özer’in İhsan Oktay Anar ile 2000 yılında yaptığı bir söyleşiye rastladım. Röportajda İhsan Oktay Anar, yazarlık kavramının her şey de olduğu gibi gereğinden fazla önemsendiğini vurgulamış ve sözünü “Yazmak için entelektüel olmak gerekmez” diyerek tamamlamış. Belki de o yıllarda çok eski bir tartışmanın yeniden gündeme gelmesini sağlamış. İhsan Oktay Anar bu sözünü bakın hangi gerekçelere dayandırmış.

Homeros entelektüel değildi!
Entelektüel sözcüğü, ilk kez 1898’de Emile Zola’nın kullandığı bir tabirdir. Entelektüellerin tarihi çok eski değildir. Homeros entelektüel değildir. Cervantes her ne kadar edebiyatla alakası olsa bile entelektüel değildir. İngilizlerin bizim Homeros’umuz diye övündükleri Geofrey Chaucer bir entelektüel değildir. Entelektüel sözcüğünü başka anlamlarda da kullanabiliriz, yani çalışmak ve hayatını kazanmak için zihnini kullanmak zorunda olan kişi.

Aydın ve entelektüel kavramları farklı anlamlar taşır
Fakat aydın bundan bambaşka bir anlam taşır. Bildikleriyle, eleştirel tavrıyla aydınlanmış kişidir. Bu iki kavramı birbirinden ayırmak gerekir. Yani zihin emeği ile çalışan entelektüellerle, aydınlanmış ve belli şeylere, topluma müdahale etmek durumunda, sorumluluğunda olan kişileri ayıralım. Örneğin, avukatlar, doktorlar da entelektüeldir. Aydın olmak kolay sayılabilir ama entelektüel olmak zordur. Mesela George Pulitzer’in Felsefenin Başlangıç İlkeleri’ni okursanız aydın sayılabilirsiniz, fakat nükleer fizikçi olmak istiyorsanız, bu aydın olmaktan çok daha zordur.

Sanatçının entelektüel olması gerekmez
Mimariden örnekler verebiliriz. Mesela, İstanbul’da saraylar inşa eden Balyan ailesi de entelektüel değildi. Yazmak için de entelektüel olmak gerekmez.
     
Benim asıl kimliğim yazarlık değildir
Yarın belki bütün elyazmaları, notları, kütüphanemi terkederek ortalama bir kemancı olmaya çalışırım. Fakat kemana da bağlı kalamam. Yani bir insanın kendini yazar, öğrenci, genel müdür kimliği içine sıkıştırmasını ve bununla kıvanç duymasını anlayamıyorum. Dünya o kadar büyük ve seçenekleri o kadar fazla ki keman çalmak bize zevk veriyorsa niye yazar olarak kalalım, bu dünyaya eğlenmeye geldik.

0 yorum:

Yorum Gönder

BlogOkulu Gadgets